bazı anlar ani gelişir, akışına bırakırsın. bu akışına bırakma olayı her zaman doğru seçenek gibi görünmesede yinede en kötü seçenek de sayılmaz. hayatımın son dönemlerinde, bilinçaltımda olduğum kişiyi-asıl fikirlerimi, gerçek hayata uyarlamaya-entegre etmeye dair çalışmaları net olarak uygulamaya başladım. nasıl ki ‘çömleği’ ayakta tutan dışındaki şekil değil içindeki boşluk ise bende onu baz aldım. içimdeki boşlukları kabullenip beraber yaşamaya başladım. hiç bir endişem, geleceğe dair hiç bi kaygım yok. hayatımın bu kısmına bi soundtrack adıyorum; Tony Gatlif’in ‘Transylvania’ filminden – Promesse bu seviyeye nasıl geldim ? yada nasıl düştüm ? varoluşsal sorunları sorgularken, ayağım takıldı düştüm. yuvarlana yuvarlana bu duruma geldim……
-
-
2007 yılından sonra ilk kez kendime ait bir sitede bir yazı yazıyorum. 10 yıllık aradan sonra merhaba sevgili web. Burada yeni yazılar yazıp, çektiğim fotoğraflar arasından paylaşmaya değer olanlara yer vereceğim. Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.