acil şifalar.

bahçe kapısından sızdılar
aralık kalmış neresi varsa hayatımın.
bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa oradan.
daha asitli bir yalnızlık için dilek tutuyorum şarkılara.
sırada ki benim şansıma diyorum, haberler başlıyor birden.
benden hazin biçimde bahseden…

kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa;
önde gideniyim, her tazyikli akışta.

zayii makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda.
gitme diye yalan bile söylerim.
yerini söylerim ne saklamışsam kal diye.
bu yazı serin tutalım diye çıplak tenlerde.
gece yarısı tatlı bir soğukluk olsun diye her sevişme.
aramızdaki her üryan gelişme…

hem gidenedir bu şiir.
hem gelecek olana.
o da biraz oyalanıp gider nasılsa.

hep haberler başlayacak biliyorum.
hangi şarkıyı seçsem şansıma.

şimdi şifa niyetine giriyorum sulara.
mavisine değil denizin.
sade tuzuna…

yılmaz erdoğan
——————————————————–

derdin kederin içinde büyümüş, acılarla yoğrulup, artık bir şeylere üzülmekten bile yorulmuş birisine ‘huzurlu’ bir mutluluk götürmek istedim…
engel oldular, bariyer kurdular.
üstünden atlar, altından geçeriz, bir şekil hallederiz dedim…
gücü yetmedi, bırakmadılar.
tutunacak bir sürü dal, başını yaslayıp güç alacak bin tane omuzum vardı.
yüzünü derde, sırtını acıya döndü…
ikimiz bir idik, hiç olduk.
sahiplik ekleri, isim soy isime, gülerek anılan hatıralar  kedere, denk gelinen fotoğraflar ise ‘artık’ acıya dönüştü.
geriye fiyakalı bir hüzün ve yorgun bir surat kaldı. 

nisan 2020, beyoğlu