bazı anlar ani gelişir, akışına bırakırsın. bu akışına bırakma olayı her zaman doğru seçenek gibi görünmesede yinede en kötü seçenek de sayılmaz. hayatımın son dönemlerinde, bilinçaltımda olduğum kişiyi-asıl fikirlerimi, gerçek hayata uyarlamaya-entegre etmeye dair çalışmaları net olarak uygulamaya başladım. nasıl ki ‘çömleği’ ayakta tutan dışındaki şekil değil içindeki boşluk ise bende onu baz aldım. içimdeki boşlukları kabullenip beraber yaşamaya başladım. hiç bir endişem, geleceğe dair hiç bi kaygım yok. hayatımın bu kısmına bi soundtrack adıyorum; Tony Gatlif’in ‘Transylvania’ filminden – Promesse bu seviyeye nasıl geldim ? yada nasıl düştüm ? varoluşsal sorunları sorgularken, ayağım takıldı düştüm. yuvarlana yuvarlana bu duruma geldim……
-
-
2007 yılından sonra ilk kez kendime ait bir sitede bir yazı yazıyorum. 10 yıllık aradan sonra merhaba sevgili web. Burada yeni yazılar yazıp, çektiğim fotoğraflar arasından paylaşmaya değer olanlara yer vereceğim. Ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
-
‘boom pam – boom pam’ eşliğinde okumanız önerilir. (link) düşünsem tekrardan aklıma gelir diye not almadığım cümleler… hepsini unuttum. bu yazı en uzun yazım olsun. bu yaz da en güzel yaz olsun… olur mu ? zor. önce egoyu bi tazeleyelim; ben harikayım, sen enkaz. kime dokunsak altından enkaz çıkıyor. hikayeyi dinleyince kendini jiletleyesin gelir, o biçim. sanki biz gökkuşağında büyümüşüz gibi enteresan tepkiler. herkesin kendi değer yargısı kendine… bana bu külfet yeter, benim yüküm bana ağır arkadaş. yeni bi duygusal oluşum için illa üzülmek mi lazım ? bu senaryoda her gün rakı içmemiz gerekiyor. hâlbuki ben hep birlikte makarina oynarız diye…
-
Hepimiz yorgunuz, herkes uykusuz. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Herkes ağzına kadar başkası dolu. Kimse kimse için birşey yapmıyor. Mutlu olmak istiyoruz ama adım atmıyoruz. Çünkü her zaman ilk adımı karşı taraftan bekliyoruz. Beklentilerin içinde kaybolurken ikilemlerden ötürü yaşanması gereken günleri geride bırakıyoruz, ilerliyoruz. Eksik kalıyoruz. Hepimiz herşeyi biliyoruz, en tecrübelisi, en acı cekmişi biziz. Kendimizi riske atamayız. Doğru seçim yapmak için yıllarca beklemek – yanlış seçimler ile tecrübe kazanmak arasında bi yerdeyiz. Bu gidişle daha çok hoşcakalacağız. Kafa boşluğu önemli…